Menü Kapat

Cildimiz ve bağışıklık sistemi

Cildimiz ve bağışıklık sistemi

Cildimiz ve bağışıklık sistemi. Dermatoloji, Cildiye, Deri Hastalıkları, Deri ve Zührevi Hastalıklar… Hangisini kullanırsak kullanalım, hepsi aynı uzmanlığı tarif eden isimlerdir. Cildinizde görülen sivilceden, ağır cilt hasarlarına değin tüm hastalıkların ‘tek uzmanlık alanı’ dermatolojidir.

Günümüzde son derece popüler olmasının nedeni, kadın güzelliğinin, ‘her zaman ve her devirde olduğu gibi’ günümüzde de revaçta olması ve bu alanda gelişen teknolojilerin son dönemde büyük bir gelişme göstermesidir.

Bugüne değin Dermatolojinin çaresiz kaldığı çoğu hastalıkta teknoloji ile büyük ilerlemeler kaydedilmiştir. sadece güzellik alanında değil, cilt hastalıklarında da, hastalarımız eskisi kadar çaresiz değiller.

Vücudumuz, içeriden ve dışarıdan sürekli saldırı altında işlev görmeye çalışan bir fabrika ya da mekanizmaya benzetilebilir. Derimiz, dışarıdan gelen saldırılara karşı ilk savunma bariyeridir.

Vücut ağırlığının yaklaşık yüzde 15’ini oluşturan en büyük duyu organımız olarak da, büyük bir öneme sahiptir. Sadece dışarıdan gelen antijenlere karşı değil, sıcağa, soğuğa ve kimyasal etkilere karşı da ilk tepki veren organımız, derimizdir.

Cildimiz ve bağışıklık sistemi

Bununla birlikte; yazık ki derimiz, vahşice davrandığımız, ötelediğimiz ve neredeyse hiç umursamadığımız duyu organımız olma özelliğine de sahiptir. Saatlerce güneş altında kalırız, kavrulmasını önemsemeyiz, su kaybımızın en yoğun zamanlarında gerekli su tüketimini yapmayarak kurumasına, çatlamasına göz yumarız. Koruma görevi için gerekli olan malzemeyi ona sağlamayarak soğuğa ve yabancı maddelere karşı zayıf kalmasına neden oluruz. Bazen de onu yok sayarız.
“Ta ki, bize varlığını acı bir yolla hissettirene kadar.”

Unutmamalı ki deri, üzerine sürülen ‘herşeyi’ içine alır. Tüm emdiği maddeyi, yararlıysa kullanılması için gerekli adreslere gönderir. Tanımadığı ya da zararlı gördüğü maddelerle mücadele etmesi için de bağışıklık sistemini göreve çağırır.
Derinize sürdüğünüz her madde vücudunuzun bağışıklık sisteminde bir reaksiyon yaratır. Koruma bariyerinde görev alan ‘ak hücreler’ (diğer bilinen adıyla akyuvarlar) giren her maddeyi kontrol ederler. Eğer vücuda giren tanıdık ve yararlı bir madde ise kullanım alanına gönderilmesi için, kılcal damarlarımız ve lenf bezlerimizi harekete geçirerek, maddenin ihtiyaç olan bölgeye iletimini sağlarlar.
Bu aşamada bağışıklık sisteminin çabuk hareket etmesi ve gerekli işlemi yapması son derece önem taşır. Sistemin yavaşladığı ya da güçsüzleştiği durumlarda hastalık yayıcı mikroplar, zararlı kimyasallar vücudumuza kolaylıkla girerek yerleşir ve taşıdığı özelliğe göre hastalık oluştururlar.

Bağışıklık sisteminiz yavaş ise…

Bağışıklık sistemimizin normalden düşük hızda çalışması bazı hastalıkların oluşmasını kolaylaştırırken, aşırı çalışması da organizma için sorun teşkil edebilir. Bu durumda floramızda (vücut mekanizması içinde bulunan -yararlı- bakterilerin toplam adı) bulunan bakterileri de tehlikeli olarak görüp yok edebilirler. Yani organizmada yararlı işler yapan bakteriler akyuvar istilasına neden olabilir.

Reaksiyon durumunda savunma hücreleri; mikropları ya da zararlı maddeleri yok etmek için savaşır. Bu savaşta taktik, savunma hücrelerinin zararlı maddeyi yutması yoluyla olur. Normalde, savunma hücresi antijeni yutar ve yok eder. Savunma hücrelerinin sayısı bakterileri yok etmek için yetersizse ya da vücuda giren, yerleşen antijen sayısı normalden fazlaysa savunma hücresi başına düşen miktar artacağından savunma hücreleri yuttukları antijeni sindiremeden,  şişerek patlar.

Savaş sonunda bölgede ölü bakteriler ile yok olmuş savunma hücrelerinin atıklarından oluşan bir sıvı yani iltihap kalır. Bu savaşın son bulduğu anlamına gelmez. Vücuttaki bakterinin yoğunluğuna, bağışıklık sisteminin savaş durumunu devam ettirmesine göre değişen durumlarda sürer gider. Bağışıklık sistemi kendini toplayabilirse vücut savaşı kazanır ve antijen vücuttan atılır. Toplayamazsa sonu istenmeyen sonuçlara varabilecek büyük bir savaşın hasarlarıyla karşılaşılabilir.

Cildimiz ve bağışıklık sistemi uyum içinde

Her hastalık bağışıklık sistemi ile alakalıdır. Bağışıklık sisteminin normalin altında ya da üstünde çalışması vücut mekanizmasında hasar bırakacak reaksiyonlara neden olur. Hastalığınızı bilmeden, teşhisi konulmadan bağışıklık sistemini güçlendirmeye çalışmayın. Bağışıklık sisteminiz normal çalışıyor olsa da hasta olabilirsiniz.

Dışarıdan gelebilecek antijenlerden, zararlı maddelerden uzak kalmak, hastalıkla mücadele etmekten çok daha kolaydır. Bunun için dermatologların tavsiyelerine kulak vermelisiniz. Derinize eziyet etmeyi bırakmalısınız.

  • Lütfen güneşin dik olarak vücudunuza temas ettiği saatlerde güneşlenmeyin. Bronzlaşmak için fazla zamanınız yok biliyoruz ve siz de tatilinizi çikolata kıvamında bitirmek istiyorsunuz. Ancak bu sizin hasta olmanıza değmez. Emin olun.
  • Güneşlenirken teninize olmadık ‘şeyleri’ daha fazla yanmak için sürmeyin. Teninize giren UV ışınlarının sonraki dönemde kanser de dahil hastalıklara neden olacağını unutmayın.
  • Mutlaka ama mutlaka koruyucu kremler kullanın. Unutmayın ki cildinize ne kadar silah verirseniz o kadar iyi korunursunuz.
  • Cildinizi nemli tutmak için öncelikle yeterli miktarda su tüketin.
  • Su kaybettiğinizde mutlaka kaybettiğiniz suyu yerine koyun.
  • Sıcak banyo yapmayın. banyo suyunuz ılık olsun.
  • Her gün vücudunuzu keselerle yıkamayın.
  • Çok terlemekten yakınıyorsanız deodorant yerine terlemenizi kontrol altına almak için gerekli tedavileri uzmanınıza sorun.
  • Sigara, alkol ve genel sağlığınız için zararlı maddeler cildinize de zarar verir. Uzak durun.
  • Bilmediğiniz kimyasalları teninize sürmeyin.
  • Hastalık belirtileri fark ettiğinizde hekiminize başvurun. Arkadaşınız, komşunuz ya da eczacınız -iyi niyetli olsalar dahi- hastalığın ilerlemesine neden olabilecek yaklaşımları size zarar verecektir. Unutmayın.
  • Bitkisel ürünler zararlı değildir mantığını terk edin. Kontrolsüz kullanılan her şey zararlı olabilir.
  • Uzman hekiminize güvenin.

Dr Kadriye AKAR
Cildiye Uzmanı